-Bismillah her hayrın başıdır.

-Allah namına ver, Allah namına al, Allah namına başla, Allah namına işle, vesselâm.

-Selâmet ve emniyet yalnız İslâmiyette ve imandadır.

Öyleyse biz daima "Bize ihsan ettiği İslâm dini ve imanın kemâli nimeti sebebiyle Allah'a hamdolsun.” demeliyiz.

Ahiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah'a asker olmaktadır.  Öyleyse biz daima "Bize İtaat ve muvaffakiyet nasip eden Allah'a hamd olsun.”demeliyiz ve Müslüman olduğumuza şükretmeliyiz.

-Namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır.

 Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir.

Hem namaz kılanın diğer yaptığı dünyevî işleri, güzel bir niyetle ibadet hükmünü alır.

Bu surette bütün ömür sermayesini ahirete lüzumlu şey yapabilir. Fani-geçici ömrünü bir yönüyle bakileştirir.

-Ey nefsim, eğer dünya hayatını esas maksat yapsan ve ona devamlı çalışsan, en küçük bir serçe kuşunun bir ferdi hükmünde olursun.

Eğer ahiret hayatını esas maksat yapsan ve şu dünya hayatını dahi ona vesile ve tarla etsen ve ona göre çalışsan o vakit ne olursun?

O vakit hayvanların büyük bir kumandanı hükmünde ve şu dünyada Cenâb-ı Hakkın nazlı ve dua eden bir kulu, hürmet edilen ve muhterem bir misafiri olursun.

İşte sana iki yol-istediğini seçebilirsin. Hidayet ve başarıyı merhametlilerin merhametlisi olan Allah’tan iste.

-Göz bir duyudur ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder.

-Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.

Kur’anda emrediln farzlar ise hafiftir, azdır. Allah'a kul ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez. Vazife ise, yalnız bir asker gibi, Allah namına işlemeli, başlamalı. Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı. Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı.

Kusur etse, Allah’tan bağışlanma dilemeli.

"Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi kendine kul kabul et. Emanetini almak zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Âmin" demeli ve Allah’a yalvarmalı.