OLAY TV
CANLI
Prof. Dr. Sıtkı GÖKSU Tüm Yazıları
12.11.2017 10:11

Zaman Kazanma

Herkesin bir günde yirmi dört saati vardır. Mühim olan bu zamanı iyi bir şekilde kullanabilmektir. Bu zaman değerlendirildiği taktirde çok iyi sonuçlar alınabilmektedir. Dolayışı ile işin sırrı bilmekte değil bildiğimizi yapabilmekte, hayata geçirebilmektedir.
Atalarımız “Vakit nakittir.” demişler. Zaman bir nevi hayat demektir. Zamanınızı boşa harcarsak hayatımızı boşa harcamışız demektir. Zamanımızı iyi kullanırsak hayatımızı iyi kullanmışız demektir. Asr suresinde  buna işaret vardır. 1. Andolsun asra ki, 2. muhakkak insan kati bir ziyandadır. 3. Ancak îman edenlerle güzel güzel amel. (ve hareket) lerde bulunanlar, bir de birbirine hakkı tavsiye, sabrı tavsiye edenler böyle değil (Onlar ziyandan müstesnadırlar).
Zaman geçiyor zaman. Biz okuyan yazan ve araştıran bir millet olmalıyız.
Her gün doksan altı tane çeyrek altınımız var. Yani doksan altı tane on beş dakikamız var. Bu altınları değerlendirirsek neler alırız, neler yaparız saymakla bitmez. Atalarımz “Damlaya damlaya göl olur, akar gider sel olur.” demişlerdir. Akıp gitme zamanın değerlendirilmemesi demektir.
Gerçekten her gün bir saat kazanmak istiyorsak hayatımızı çekidüzen vermeliyiz. Hayatımızdan dağınıklığı atmalıyız.
Bilgisayarınızı daha iyi, efektif kullanabilmek için en önemli bilgileri yedekleyip, hiç kullanmadığımız bilgileri çöpe atmak gerekir.
Ömür sermayesi pek azdır; lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde geçmiş dâireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve ceset ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve dünya ve insanlık dairesinden tut, ta canlılar ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Her bir dairede, her bir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede en büyük ve ehemmiyetli ve daimi vazife var. Ve en büyük dâirede en küçük ve muvakkat ara sıra vazife bulunabilir. Bu kıyasla, küçüklük ve büyüklük ters orantılı vazifeler bulunabilir. Fakat büyük dairenin (dünya, siyaset boş işler) cazibeli oluşu yönüyle küçük dairedeki lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzumsuz, boş ve kıymetsiz işlerle meşgul eder. Hayat sermayesini boş yerde imha eder, yıkar.  O kıymetli ömrünü kıymetsiz şeylerde öldürür.
Tahrip kolaydır, tamir zordur. Herkesçe malûmdur ki, yirmi adamın yirmi günde yaptığı bir binayı, bir adam bir günde tahrip eder.
Bir hikaye: Devekuşuna demişler, "Kanatların var, uç." O da kanatlarını kısıp "Ben deveyim" demiş, uçmamış. Fakat avcının tuzağına düşmüş. Avcı beni görmesin diye başını kuma sokmuş. Halbuki koca gövdesini dışarıda bırakmış, avcıya hedef etmiş. Sonra ona demişler, "Madem deveyim diyorsun, yük götür." O zaman kanatlarını açıvermiş, "Ben kuşum" demiş, yükün zahmetinden kurtulmuş. Fakat koruyucusuz ve yemsiz olarak avcıların hücumuna hedef olmuş. Bu hikayeden anlayacağımız bazen biz de olaylar karşısında sorumluluk almıyor devekuşu gibi davranıyoruz. Sonuçta kazanırken kaybediyoruz.
Bizlerin her zaman iddialarımızı ispat etmek ve hakikati aramaya insanları ikna etmemiz lazımdır.
Konuştuğumuz zaman duruma göre, hal ve vaziyetin gerektirdiğine göre konuşmalıyız. Ayrıca zamanın şartlarına, lüzumlu şeylerine uygun söz söylemeliyiz. Yani ağzımızdan çıkanı kulağımız duymalıdır.

artf4