OLAY TV
CANLI
Sabriye GÜLER Tüm Yazıları
17.02.2017 14:02

" KELEBEĞİ SEVİYORSAK, TIRTILA DA DEĞER VERECEĞİZ..."

      Günümüz de insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiç bir şeyin değerini bilmiyorlar. Yaşadığımız toprakların, bayrağımızın, ürettiğimizin, üretilenin değerini biliyor muyuz?

    Bu listeyi o kadar çok uzatabiliriz ki... Sayfalarca!!! Türkiye çok zorlu bir süreçten geçiyor dedik. Bize ait olana, değerlerimize göz diken ve bir çeşit oyunlarla onu bizden almak isteyenler var. Kimler mi? Kimler yok ki listede, kimi istersen var. Bunun için kimi suçlayabiliriz, hiç kimseyi... Sen kendine ait olana sahip çıkmazsan, onu elde etmek isteyenler de elbette çıkar. Suçu hep başkalarında aramak da biraz kolaya kaçmak değil midir?

    
 Yıllardır, kafa karışıklığının içinde doğru anlayışı arayıp duruyoruz... Çivisi çıkmış dünyanın oyunlarına bir türlü el birliği ile tam dur diyemiyoruz. Öyle boş ve anlamsız şeylere kafa yoruyoruz ki bize hiç bir şey kazandırmayan, sonra da " zaman " niye bu kadar hızlı geçiyor diyoruz. Zamanın suçu yok, suç biz de, çünkü zamanı anlamıyoruz. Sonra da geldi zaman, gitti zaman diyerek suçu yine zamana atıyoruz.

   Günümüz insanları dedik ya yazımıza girişte; her şeyin fiyatını biliyor ama değerini bilmiyor diye... Bunu en iyi anlatan güzel bir  yaşanmış gerçek öykü biliyorum...

   İstanbul'un ünlü sanat merkezlerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok hoş bir tablo görür. Tablonun bedeli oldukça yüksektir. Çocuk bu tabloyu bir sonra ki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider. Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır. İçeri girer, tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve;

   "Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar " der. Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar. Mağaza da adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar;

    " Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar düşük bir rakama sattın? "

       Ressam cevap verir; " Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişiyi bulabilirdim? "

     Bu küçük ve anlamlı öyküyü güzel kılan, aslında tabloyu gerçekten hak eden bir insanın eline geçmiş olmasıdır.
     
     Biz insanların en büyük özelliği, düşünmektir. Bir de düşünerek zamana hak ettiği iyiliği yapmak... Aslında insanlığa en büyük iyiliği yapmak... Sonuç; iyilik de kötülük de döner gelir bizi bulmaz mı?

    Eğer kelebeği seviyorsak, tırtıla da değer vermek gerekmez mi?

artf4