OLAY TV
CANLI
Prof. Dr. Sıtkı GÖKSU Tüm Yazıları
18.05.2017 11:05

Hayvanlar

Dünyaya insanların gönderilmesi ile birlikte diğer canlı grupları da gönderilmiştir. Bunlar: insanların dışında bitkiler, hayvanlar ve ruhaniler (melekler, cinler) dir. Bu grupların içinde bugünkü yazımızın konusu hayvanlardır. İnsanlık tarihi boyunca (vahşi hayvanlar bir tarafa bırakılırsa) insanların istifadesi için hayvanlar insanların emrine verilmiştir. İğnesi olan ve insanları zehirleyebilen arıdan tut ta ineklere, develere kadar hayvanlar insanların emrine verilmiştir. Kuran’da bu hayvanların insanların faydalanması için verildiğine dair uzun izahların yapıldığı En’am suresi vardır.

Hayvanlar dünyası bize yani ve günümüz insanına neler söylüyor?

Canlıların bütün grupları,  gayet muntazam ve muhteşem birer ordu-yu Rabbânî; ve sanatla yaratılmışların bütün grupları mikroptan, karıncadan, tâ gergedana kadar, tâ kartallara kadar, tâ gezegenlere kadar Ezeli Sultan olan Allah’ın gayet vazifesini seven memurlarıdır. Her şey, aynalılık ve bağlılık yönüyle binler derece şahsi kıymetinden daha yüksek kıymet almalarıdır (2. Şua’dan).

Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar “Bismillâh” derler. Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olurlar. Bizlere Rızkı veren Allah namına en latif, en nazif  hayat suyu gibi bir gıdayı sunuyorlar. ( 1. Söz)

Evet başta inek ve deve ve keçi ve koyun olarak süt fabrikaları olan annelerin memelerinden, kan ve fışkı (pislik) içinden bulaştır­madan ve bulandırmadan ve onlara bütün bütün aykırı olarak halis, temiz, saf, besleyici, hoş, beyaz bir sütü koyulmaktadır. Ayrıca yavrularına karşı o sütten daha ziyade hoş, şirin, tatlı, kıymetli ve fedakârane bir şefkat kalblerine bırakılmaktadır. Bu durum o derece bir rahmet, bir hikmet, bir ilim, bir kudret ve bir ihtiyar ve dikkat ister ki fırtınalı tesadüflerin ve karıştırıcı unsurların ve kör kuvvetlerin hiçbir cihetle işleri olamaz." ( 7. Şua)

İnsanlara arkadaş verilen ve rızıkları insanların rızıkları içinde gönderilen kedi gibi bazı mahlukların rızıkları dahi, bereket suretinde geliyor. (21. Mektup)

Kalbime geldi, “Kedi gibi hayvanlar çocuk gibi çok nazlı ve nazik ve insana karışık bir arkadaş olduğundan, çok şefkat ve merhamete muhtaçtırlar. Okşandığı vakit, hoşlarına giden gönül almaları gördükleri zaman, o nimete bir hamd olarak, sebepleri bırakıp yalnız kendi Hâlik-ı Rahîm’inin rahmetini kendi âleminde ilân ile, gaflet uykusunda olan insanları uyarma  ve ‘Yâ Rahîm!’ nidasıyla, ‘Kim­den yardım gelir ve kimden rahmet beklenir?’ sebeplere tapanlara hatırlatıyor. (24. Söz)

Kedi gibi hayvanlar vasıtaları bilmiyorlar ve sebeplere o kadar kıymet vermiyorlar. Meselâ, kedi seni sever, yalvarır-senden ihsanı alıncaya kadar. İhsanı aldıktan sonra öyle bir tavır alır ki, sanki aranızda tanışıklık yokmuş ve kendilerinde sana karşı şükran hissi de yoktur. Ancak Hakiki nimet vericiye şükran hisleri vardır. Çünkü yaratılışları Yaratıcıyı bilir ve hal dilleri ile ibadetini yaparlar-şuur olsun, olmasın. Evet, kedinin mırmırları "Yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâRahîm"dir. (Mesnevi-i Nuriye’den)

Bu alem sarayı ve bu kainat fabrikası, Kuddûs (temizlik) isminin en büyük bir cilvesine sahiptir ki, o Kutsi temizlikten gelen emirleri, değil yalnız denizin et yiyen temizlikçileri,  karaların kartalları, akbabaları belki kurtları ve karıncaları gibi cenazeleri toplayan sıhhiye memurları dahi dinliyorlar. (30. Lem’a)

Temizlik ve sıhhiye memurları hükmünde olan kartallar misillû, gizli ve uzak, beş altı saat mesafeden, keramet gösterircesine bir sevk-i Rabbânî ile o cenazenin yerini hisseden ve gidip kaldıran et yiyen kuşları (Akbabalar) ve vahşi hayvanları Allah halk etmiş. Eğer bu yeryüzünü, karaları temizleyen sıhhiye memurları gayet mükemmel ve intizamlı ve vazifeli olmasa idiler, zemin yüzü ağlanacak bir şekil alacaktı.

Evet, et yiyen hayvanların helâl rızıkları, vefat etmiş hayvanların etleridir. Hayatta olan hayvanların etleri onlara haramdır. Eğer yeseler, ceza görürler. “Boynuzsuz olan hayvanın hakkı kıyamette boynuzludan alınır” diye hadisin ifadesi gösteriyor. Gerçi hayvanların cesedleri fenâ bulur, ölür.  Fakat ruhları baki kalan hayvanlar arasında dahi, onlara uygun bir tarzda, baki alemde cezaları ve mükafatları vardır. Ona dayanarak, canavarlara sağ hayvanların etleri haramdır, denilebilir.

Ve hem küçücük hayvanların cenazelerini ve nimetin küçücük parçalarını ve tanelerini toplamak vazifesiyle karıncaları nezafet, temizlik memurları olarak vazifelendirmiştir. Hem İlâhi nimetin küçücük parçalarını ve tanelerini telef olmaktan ve çiğnenmekten ve hakaretten ve lüzumsuzluktan korumakla ve hem küçücük hayvanların cenazelerini toplamakla sıhhiye memurları gibi vazifelendirilmişlerdir.

Hem aynen onlardan daha mühim olan, insanın gözüne görünmeyen hastalıkların mikroplarını ve zehirli maddeyi temizlemekle, sinekler vazifelidirler. Sinekler, değil mikropların nakleden, taşıyan olmak, tam aksine zararlı mikropları emmek ve yemek ile o mikropları imha ederler, yok ederler. Ve o zehirli maddeyi başkalaşıma uğratırlar ve çok bulaşıcı hastalıkların önünü alırlar. Hem bu sineklerin, hem sıhhiye neferleri, hem temizlik memurları, hem kimyager olduklarına ve geniş bir hikmete mazhar bulunduklarına delil ise, onların çok yaratılmasıdır. (28. Lema)

artf4