Gazeteci özellikle bir bürokrat ve memur hakkında yazı yazarsa, habere konu olan kişi hemen açıklama yapar: “İşte efendim yazıyı yazan arkadaşın şu işi vardı, bu işi vardı bizde kanuni prosedürü uyguladık ondan dolayı haber konusu olduk” falan filan diye kendisini aklamaya çalışır. Bende yazımın başında belirtme ihtiyacı duydum ki; okuyucularım veya bazı yorumcular demesin “Levent herhalde trafik cezası yedi. Ondan dolayı kuyruk acısıyla Trafik Müdürü’ne veryansın etti” demesinler. Ben ceza falan yemedim ancak son günlerde trafik konusuyla ilgili gelen şikayetleri de kamuoyunun sesini duyurmak amacıyla satırlarıma taşımayı kendime bir borç bildim.
Gaziantep’in Trafik Denetleme Şube Müdürü Sayın Enver İlhan’ı çok iyi tanırım. Özellikle trafik haftasında Tv, Gazete, Radyo ve matbaamızla trafik haftasının daha coşkulu kutlanması için oldukça destek olduğumuzu hatırlıyorum. Köşe yazımda belirttiğim gibi Sayın İlhan ile kişisel hiçbir problemim yok ama halkın sorunlarını da ekranlara ve gazetemize taşımakta bizim görevimiz. Gaziantep’te trafik keşmekeşliğine her zaman farklı bir neden bulan yetkililer yazılan cezalarla ilgili bir neden gösterirken ‘Herkes kurallara uysun kardeşim, cezalar hata yapıldığında yazılmak için çıkarılan kanunlardır’ demelerine artık alıştık. Ama işin birde sosyal boyutu var. Son iki aydır Gaziantep’te her köşe başında elinde ceza makbuzu ve kalemiyle bekleyen trafik polislerini başka bir ülkeden mi geldi? İki ay önce neden bu kadar çok cezai uygulama yoktu? Ceza yazılması ve her ekibin belli bir ceza kotasının doldurmasını isteyen bir yetkili mi var? Gaziantep’te son birkaç aydır kesilen trafik cezaları Diyarbakır, Batman, Siirt ve Şırnak’ta yazılan cezalara göre yüzde kaç oranında katlama yapıyor? Gaziantep’teki 279 bin 836 kayıtlı aracın sürücüleri son iki aydan bu yana mı hatalar yaparak cezaya maruz kalıyorlar? Yazılan cezalardan dolayı bir gün bir trafik polisini bir servisçi veya taksici döverse veya cinnet geçirip öldürürse bu işin muhatabı kim olacak? Ölen polisin ailesi mi, cinnet geçiren sürücü mü? Yoksa her köşe başında yazılan cezalara ‘Bu ekip iyi çalışıyor. Bugün 50 yaprak ceza kesmiş’ diyenler mi muhatap… Gaziantep, tarihin en eski yerleşim yerlerinden birisi. Burada görev yapmak herkesin karı değil. Bu şehirde dengeleri korumak ve makamında rahat oturmak için özellikle bürokratların emirlerindekilere ‘Kardeşim inisiyatif kullanın. Ceza yazdığınız kişiler Muz Cumhuriyetinden gelmedi. Onlarda bu ülkenin insanları’ demeleri gerekmiyor mu? Trafik cezası yazarken vatandaşa olan tavırları ile Polis-Vatandaş ilişkisini hiçe sayan memurlar konusunda rehabilitasyon yapılıyor mu? Bu şehirde Polis-Vatandaş El ele sloganı artık sadece yazılarda mı kaldı? Böyle giderse yazılarda kalacak. Çünkü; ceza yiyen vatandaş polisin laf anlamaz tavrını görünce değil polisle işbirliği yapıp toplumun düzelmesine katkıda bulunmak polisin olduğu Emniyet Müdürlüğü binasının önünden bile geçmemek için kilometrelerce fazla yol kat ettiğini biliyor musunuz? Haksız uygulamalar ve sabahın erken saatlerinde iş stresi ile evinden çıkan ve yapacağı çekler ile ödemelerini ve borçlarını kafasında atıp tutan sürücüye birde ‘Sürpriz’ der gibi en düşüğü 69 TL olan ceza tutanağını eline tutuşturursanız bu adamlar bir yerde patlar. O zaman bu şehrin Valisi Sayın Süleyman Kamçı ve siyasi iktidarın temsilcisi Ahmet Uzer’in trafikte yaşanan ceza terörüne engel olması gerekiyor. Bu iş İl Emniyet Müdürü ve Trafik Şube Müdürü ile halledilemiyorsa, demokrasilerde çare tükenmez. İl Başkanı arar İçişleri Bakanı’nı ‘Sayın Bakan yarın seçim gezilerine çıktığımızda insanlar bize trafik ceza makbuzlarını göstererek ‘Ne yaptınız bu işi için’ dediklerinde ne cevap vereceğiz” derse problem çözülür. Çünkü; Gaziantep şehrin Emniyet Müdürü’nün veya emrinde çalıştırdığı Trafik Müdürü’nün keyfi uygulama yapacağı bir kent değil. Bu şehrin insanı önce dinler, sonra uyarır sonra da bir şekilde tepkisini ortaya koyar. Ama o tepkinin ortaya konması teşvikten mağdur olduğumuzda söylememize rağmen sözlerimizi kulak arkası eden insanların sahip çıkmaması sonucu fabrikaların kapanması ve binlerce kişinin işsiz kalmasıyla sonuçlanmıştı. Trafikte ceza terörü de bu seviyeye gelmesin. Bu şehrin sorunlarını iletmekle ve çözüm bulmakla yükümlü kişiler hemen harekete geçmeli. Esnafın evine ekmek götürmekte zorlandığı, sanayicinin fabrikasını kapatmamak için malını mülkünü satarak istihdama yöneldiği Şahinbey’in torunları mutlaka bir yerde patlarlar. Artık buda ceza yazar trafik polisine mi denk gelir, amirine mi, müdürüne mi onu da tahmin edemiyorum? Cezasız günler dileklerimle, tekrar görüşmek üzere hoşçakalın…