SON DAKİKA

“Gaziantep’in Seçimi”

Genel, GÜNDEM, SİYASET

Kur’an, Mükemmel Oruç, Sabır

Bu haber 10 Haziran 2018 - 12:26 'de eklendi ve 323 views kez görüntülendi.

Hikmetli olan Kur’ân’ın, hadisin hükmü ile, her bir harfinin on sevabı var; on iyilik sayılır, on Cennet meyvesi getirir.
Ramazan-ı Şerifte her bir harfin on değil, bin; ve Âyetü’l-Kürsî gibi âyetlerin her bir harfi binler; ve Ramazan-ı Şerifin Cumalarında daha ziyadedir. Ve Kadir Gecesinde otuz bin sevap sayılır.
Evet, Ramazan-ı Şerif,
bu fâni dünyada,
fâni ömür içinde
ve kısa bir hayatta, bâki-sonsuz bir ömür
ve uzun bir bâki hayatı içine alır, kazandırır.
Evet, bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür faydalarını kazandırabilir. Kadir Gecesi ise, Kur’ân’ın kati hükmü ile (Kadir suresinde geçtiği gibi), bin aydan daha hayırlı olduğu, bu sırra bir kati delildir.
Mükemmel oruç nasıl olmalı?
Orucun en mükemmeli ise, sadece mideyi değil, bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi insani cihazları dahi bir nevi oruç tutturmaktır. Yani, haramlardan, boş şeylerden çekmek ve her birisine mahsus kulluğa sevk etmektir.
Meselâ, dilini yalandan, gıybetten ve çirkin-kaba tabirlerden ayırmakla ona oruç tutturmaktır. Dili, Kur’ân okuma ve zikir ve tesbih ve salâvat ve istiğfar gibi şeylerle meşgul etmektir.
Meselâ gözünü haramlara bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten yasak edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’ân dinlemeye sarf etmek gibi, sair cihazlara da bir nevi oruç tutturmaktır.
Zaten mide en büyük bir fabrika olduğu için, oruçla ona işlerine ara verilse, başka küçük tezgâhlar kolayca ona uyabilir.
Oruç insana en mühim bir ilâç nevinden maddî ve manevi bir perhizdir.
Ve tıbben bir perhizdir ki, insanın nefsi yemek, içmek hususunda istediği gibi hareket ettikçe, hem şahsın maddî hayatına tıbben zarar verdiği gibi, hem helâl-haram demeyip rast gelen şeye saldırmak, adeta manevi hayatını da zehirler.
Ramazan-ı Şerifte, oruç vasıtasıyla bir nevi perhize alışır, az gıda ile yaşamaya çalışır ve emir dinlemeyi öğrenir.
Açlıkla mücadele nasıl olur? Ramazan-ı Şerifteki oruç, on beş saat, sahursuz ise yirmi dört saat devam eden bir açlık süresine sabır ve tahammül ve az gıda ile yaşamaktır ve bir idmandır.
Demek, beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün bir ilâcı da oruçtur.
Ramazan-ı Şerif orucuyla o fabrikanın hizmetçileri anlarlar ki, sırf o fabrika için yaratılmamışlar. Ve diğer cihazlar, o fabrikanın bayağı eğlencelerine bedel, Ramazan-ı Şerifte melekî ve ruhanî eğlencelerde lezzet alırlar, nazarlarını onlara dikerler.
Onun içindir ki, Ramazan-ı Şerifte müminler derecelerine göre ayrı ayrı nurlarla, feyizlerle, manevi sevinçlerle şerefleniyorlar. Kalb ve ruh, akıl, sır gibi latifelerin o mübarek ayda oruç vasıtasıyla çok yükselişleri ve feyiz almaları vardır. Midenin ağlamasına rağmen, onlar masumane gülüyorlar.
Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Acizliğini, zayıflığını, fakirliğini gösterir, kul olduğunu bildirir.
Hadisin rivayetlerinde vardır ki:
Cenab-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”
Nefis demiş: “Ben benim, Sen sensin.”
Azap vermiş, Cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ben benim, sen sensin.” Hangi nevi azabı vermiş, benlikten vazgeçmemiş.
Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Ben kimim? Sen kimsin?”
Nefis demiş: “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir kulunum.”

Sıtkı Göksu
Sıtkı Göksusitkigoksu@yahoo.com